Malatya-Nemrut

Uykulu bir cumartesi sabahı,saat henüz sabahın 05:00’i, havaalanı epey sessiz ve huzurlu.

Günaydın kahvesi ile ayılma ve sonrasında uçma vakti.Sürekli gözlerin tarih aradığı bir şehirde önce kısa bir gezintiye çıkıldı. Arada derede kalmış terk edilmiş kerpiç evler ve kendi başına kalmış camisiz minareler. Bütün gezi boyunca aklımdan çıkmayan bu soru, neden minareler camiden bağımsız ve şerefesiz olur. Ya tek başına bir köşe başındalar yada caminin başka bir köşesinde. 

IMG_0866.JPG

Battalgazi Ulu Cami /1224

20.jpg

15

Malatya’nın günümüze kadar gelmiş kerpiç evleri öyle gösterişli ki bütün detayları göz kamaştırıyor. Yalnız modern dünya kerpiç yapıya dönerken Türkiye kerpiç yapı imal etmediği gibi kerpiç yapıları birer birer yıkmaktadır. Malatya’da ahşaptan oluşan binalar yok denecek kadar azdır. Zamanında özümüz sözümüz topraktı şimdi ise beton oldu.

IMG_0878.JPG

2009’da Restorasyonu tamamlanan Beşkonaklar 

Malatya yolu üzerinden Nemrut’un o virajlı ve toprak yollarında geçen tam iki saatlik bir yolculuk.. Ama öyle güzel bir vadiden çıkılıyordu ki tepeye sıkılmak mümkün değil. Sağlı sollu karlı ve sincaplı yollar.

IMG_0879.JPG

Ve Nemrut, bizi karşılayan 2.150 m yüksekliğinde ki muhteşem manzara.. Böyle güzellikte ki heykellerin üzerilerini örtmek istedim, daha fazla hava koşullarından zarar görmesinler diye.. 

23

21.jpg

22.jpg

18.jpg

Tarihinden söz edersek eğer, Kommagene kralı Antiochos Theos, MÖ 62 yılında bu dağın tepesine, pek çok Yunan ve Pers tanrısının heykelinin yanı sıra kendi mezar-tapınağını da yaptırmıştır. Mezarda, bir kartalın başı gibi, tanrıların taş oymaları bulunur. Heykellerin diziliş şekli hiyerotesyonolarak bilinir.Mezarda 1881 yılında Almanmühendis Karl Sester tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda yapılan kazılarda da Antiochus’un mezarı bulunamamıştır.

Malatya da son gün gidilen levent- seyir terası ve tescillenmiş yükseklik korkum, bütün vücudumda hissettiğim uyuşma. Aşağıya bakamasam da o camlı döşemeye çıkabilmek benim için oldukça cesaretli bir davranıştı. Her şey iyi güzel Malatya yolculuğu biter, deli yağmurlu İstanbul bizi bekler.

DSC_0401.JPG

Uyandırmak için bir masal anlatıyorum sana..

Zamanın durmasını isteyeceğiniz kadar mutlu bir an oldu mu hayatınızda?

 

İnsan gitmediği bir yere nasıl bu kadar güvenir. Yada orada yaşamış gibi orayı nasıl da arzular ve özler ki.. Orada huzuru gördüğümüz bir fotoğraf, belgeseller de o şanslı gezi rehberinin size sundukları yemekler,sokaklar,yapılar ve güzel evler.. Oraya gitmeden de oraya ısınmak gibi .. (aslında bunun tarifi İzmir)

 

Bir şehre giderken ne yapılır? Eğer  hayatını spontene yaşamıyorsan,yaşayamıyorsan o şehir araştırılır, nasıl gidilir,nerede kalınır, ne içilir, ne yenir .. Ama orada yaşayanlar öyle bir anlatır ki sana o şehri, bunları sorgulamaya bile  gerek kalmaz zaten sokakları ezberlemişsindir.
Tren ile yolculuğun verdiği huzur ( tabi eski cufcuflu trenden bahsetseydim keşke) incecik upuzun, hızlandıkça ağaçların sadece yeşilin kaldığı derin bir yol, insanı bambaşka hayallere sürüklüyor. O tek katlı, tek tek dizili evlerin bacasından tüten dumanın için kaybolmak, aynı çocukluğumda ki gibi. Kaç kişi çocukluğunda o sobanın başında, plastik bir leğende yıkandı ki yada kaçınızın tuvaleti evin dışındaydı. Neyse bu tren bana neleri hatırlatıyor böyle, bir tur daha atmak istedim, çabuk mu geldik ne..

FullSizeRender
Şehre varınca garip bir mutluluk sanki orada kırk yıl yaşamışsın gibi bir güven, bir his  ( tabi belkide arkadaş faktörleri) sokakları karış karış anlatan dostlar ” trenden in sağa dön, ışıklardan karşıya geç . ” gibi ..
Porsuk çayının etrafında yürüyüşler, her köşesinde karşıma çıkan o güzel heykeller, her yerde gençler,hafif güneş ama aslında soğuk bir havanın verdiği sıcaklık.

IMG_8791_1.jpg

Ve heyecanla beklediğim odunpazarı,yani yaşadığım hayal kırıklığı. Tarihine saygı göstermeyen adamcıkların o güzel yapıları inşaat yığınına dönüştürmesi .. Tabirle hepsinin ” şekerleme ” renklerin de yapılar haline gelmesi (Bilge’nin sözü)  Aralarda derelerde unutulmuş güzellikler de var tabi, yine de tavsiye .

FullSizeRender (4)

FullSizeRender (5)
Soğuk hava hissi neden hep bende soba yanında kıvrılmayı hayal ettiriyor ki, bütün yol boyunca düşlediğim hayali odunpazarında yaşadım ( tabi önünde kıvrılamadım) iliklerime kadar ısındım güzel kahve eşliğinde ; o ahşap evin her köşesinde ayrı bir anı var, ahşap döşemelerin aşınmışlığı, eskiliği belki de sadece bana güzel gelen şu eski eşya kokuları..

FullSizeRender (5)

FullSizeRender (3)

FullSizeRender (2)

Şehrin her yeri bir ayrı güzel..
Saatlerin boş geçmesine tahammül edemeyen bir insan haline geldim burada adeta, ertesi sabah herkes yorganını başına çekip uyurken, bana burada şu an uyumak ne gereksiz gelmişti. Sabah’ın köründe neredeyse her fırına girip haşhaşlı çörek sormak gibi sabah,tezgahta çöreği görünce suratımda ki o heyecanlı, çocuksu heyecan ‘ ben onu istiyorum, evet evet o haşhaşlı..’ cümlesinin tezgahtaki kadındaki o şok ifadesi.. Şu an bu haşhaşlı çöreği ve yeni demlenen bu güzel çayın keyfini uyuyan arkadaşlarımın yaşayamaması ne acı, ama ne yalan söyleyeyim ne kadar da iyi geldi üşürken aynı zamanda keyiften ısınıyor olmak.

Alınan ucuz ve güzel kitaplar, içilen kahveler, güzel sohbetler.. Ve en güzeli oradan dönerken “görüşürüz ” diyerek geri dönmekti.

Teşekkürler Eskişehir ve tabi ki her yeri tek tek gezdirerek anlatan haşhaşlı çörek için kahrımı çeken ve bana katlanan sevgili arkadaşım Bilgehan’a ..

Sağlıcakla..

 

not: tehdit altında bilgehan’a teşekkür ettim doğrusu yoksa çökertirim dedi blogu, bir de böyleleri ile uğraşıyoruz, neyse aramızda kalsın bunlar 🙂

 

Ordu (Vona)

ordu.

Doğduğum büyüdüğüm ve hayran olduğum memleketim . Yeşil ile mavinin iç içe olduğu bir şehir Ordu eski adı ile Vona. Sahillerinin güzelliği ile,limanlarına yanaşan balıkçıları , fındık bahçeleri ve doğası ile..

vona1

Ordunun en güzel limanlarından biri Mersin köyündedir. Sabahın erken saatlerinde motorlar ısınır “rast gele” diyerek karadenizin o dalgalı sularına doğru yol alınır.

Ağlar atılır, saatlerce beklenir azgın sularda, sonunda ya sevinç dolu yüzler olur yada limana yaklaşan asık suratlar.

5

vona2

Mersin köyü’nün yıllanmış tarihi liman kahvehanesi.

YASON

Yason Burnu,

Ordu-Bolaman yolu üzerinde Kara denizin deniz kenarında olan tek görkemli kilisesidir. Yason fenerin burnunda yer alan Panaya adında ki eski manastır kilisesi, 1868’de yörede yaşayan Rumlar ve Gürcüler tarafından yaptırılmıştır.  Ordu da aşık olduğum bir limandır Yason, yaz kış rüzgarının eksik olmadığı , kayalıkların Kara denizin azgın sularına boyun eğmediği ..

Her yıl temmuz ayınının ortalarında uçurtma şenlikleri olur Yason’da çoluk çocuğu, yaşlısı,genci kısacası bütün Ordu halkı burada toplanır.  Gökyüzü rengarenk uçurtmalarla süslenir, yarışmalar eğlenceler düzenlenir, adete bayram havası olur.

2.damla

papatya

YASON DA AŞK..

3

VE MASAL EVİM 

2z

Babaannemin kara kızının büyüdüğü masal evi,tepenin başında yeşiller içinde ki huzur yuvası.

kümes2

DSC_0125

arı

Kapadokya & Balonlarım

GÖREME DE SABAH ; Heyecanla beklediğim ve gördüğümde kalbimin delice attığı rengarenk balonlarım ve kapadokya turu ..

Göreme de yemek keyfi … ( göreme restaurant)

AVANOS EVLERİ ..

Şirin sessiz bir ilçe Avanos, dar ve dolambaçlı sokaklarında 100-150 yıllık geçmişe sahip iki yada üç  katlı taş evleri, pencere, çıkma ve saçaklarda yer yer ahşabın inciliği de dikkat çekicidir. Avanos ta bulunan evlerin çoğu kayma ve yıkılma nedeni ile zaman içinde kullanılamaz hale gelmiştir.